Blog arkadaşlarımız arasında bu aralar süper annelik konuşuluyor.
Efe Deniz, şuanda 4,5 aylık ama süper annesi Başak 9 haftalık hamile...Yani ultra süper anne modunda :))
Alp'in annesi Damla, işle ev arasında Alp'e ve bloga vakit ayırma konusunda bir süper anne.
Canito'nun annesi Pınar, 18 aylık bir afacan ve ev işleri arasında süper anne...
Ve tabii diğer anneler de öyle.
Ben de bu sayede kendimi sorguladım, ben nasıl anneyim diye.
Kötü geçen hamilelikle 25 haftalık doğum yapmam, 92 gün süren hastane koşturmacası, 50 gün yaşayan kızımın yaşaması için yapmaya çalıştıklarım sonucunda O'nu kaybetmem.
Oğlum sağlıklı çok şükür derken, son 2 ayda paramparça olan gelecek hayalleri...İşten ayrılmadan evde annelik yapma çabalarım..
Sonuç mu:
Hala devam eden yeme(me) sorunları ile ancak 6 aylık bebek formatına gelen Ali Candaş...
6,5 kg ve 68 cm lik 1 Yaşındaki küçük adamım.

1 Yaş Gıdıklanma Seansı
Erken kapanan bıngıldak ve büyümeyen baş çevresi (44 cm).
Olsun, gelişimi iyi ya derken son 2 ayda sürekli geri kalan gelişim tablosu sonucu 1 ayda 4 pedagog, 1 çocuk psikiyatri değerlendirmesi ile her yerden ağlatılarak çıkan bir anne.
Evde oğlumun gelişimni desteklemeye çalışırken yaptığım şaklabanlıkların moral bozukluğu ile tepetaklak olması.
O'nunla ilgilenmek için hiç yapılamayan ev işleri (Annem gelene kadar ev işlerinin bu kadar kötü olduğunun farkında değildim aslında. Annem eve hiç bakmamış olduğumu söyleyince gördüm aslında hiçbir bok yapamadığımı veya yapmadığımı. Artık kadın da çağırmıyorum eve. Offf offf)
Tüm bunlar arasında Candas hala alkış, baş baş veya bay bay yapmadığı için başlayan pedagog koşturmacalarımız Özel Eğitim alması gerekliliği ile noktalandı. Bir merkeze başladık ama 1 kez gittikten sonra bıraktık. Şimdi tüm testler yeniden yapılyor ve o sonuçlara göre karar verilecek. Benim görüşüm ise özel eğitime başlatılacağımız yönünde. Çünkü Candaş gelişim göstermiyor ne yazık ki :(((
Ben nasıl anneyim sorusuna gelince:
Ben kendimi yetersiz ve aciz hissediyorum. Zor günler geçirdik gerçekten ama oğluma yetemiyorum. Aslındaa yapmam gerekenleri yeterince yapmadığımı düşünüyorum. Moral bozukluğu, stres ve geleceği görememek benim Candaş'la igilenmemi negatif etkiledi sanırım. Duygularımı O'na da yansıttım. Gelişimi öyle kafama takılıyor ki rüyamda Candaş'ı alkış yaparken gördüm. Sabah kalktığımda sanki gerçekmiş gibi alkış bekledim O'ndan, tık yoktu tabii.. Bir de öyle birşey ki, çok ilginç durumlar karşısında tepki göstermiyr. Zile basılıyor mesela, heyecanlanıp kapıya gitmesini istiyorum, sadece yüzüme bakıyor. Oyuncaklarıyla oynamayı hiç istemiyor. Kim gel derse hemen kucağına atlıyor ve bizim o ortamdan uzaklaşmamız O'nu hiç etkilemiyor.
Tabii soruyorum kendime sürekli, "ben nerede hata yaptım" diye...

Babam ve ben
Yeterince ilgilenmediğime karar veriyorum veya doğru şeklide yaklaşmadığıma.
Yeme sorunu mesela,
Candaş aylarca fışkıra fıkıra kustu. Şimdi ise hiçbirşey yemiyor. Ama annelerin çoğu çocuğunun yemediğinden yakınır İşte öyle değil, Candaş 1 kaşık dahi yemiyor. Geçmişe dönüp baktığımda kendimde çok hata gördüm. Kusmalarının bol olduğu zamanlarda 1 öğünde 1 kase yemesi gerekir diye o kaseyi Candaş'a yedirene kadar uğraşırdım, yavrum da açar ağzını yerdi. Sonuç ise 1 dakika sonra fışkıra fışkra kusma...Hem de boğulurcasına...
Şimdi o kasenin 1/4'ünü yese bugün çok güzel yedi diyorum. O dönemde oğluma ne eziyet ettiğimi görüyorum bu sayede. Öyle pişmanım ki, Candaş'ın yüzüne bakarken utanıyorum, öyle bir utanma ki, yerin dibine geçesim geliyor. Şuan bile Candaş'ın o dönemde gözümün içine bakışı aklıma geliyor da gözlerim doluyor. Sonuç olarak 1 yaşında 6,5 kg, 68 c lik küçük adam oldu.
Çok utanıyorum çokkkk...Zamanı geri alabilmeyi öyle çok istiyorum ki....
Annelik içgüdüsel derler ya, ben katılmıyorum. Evet içgüdülerimiz de var ama annelik kesinlikle tecrübeyle öğreniliyor. Yaşadıkça görüyorsun birşeyleri.

Son dönemlerde doktorlarda öyle koşturuyoruz ki Candaş'ın tüm düzeni bozuldu.
Yemek, oyun ve hatta uykusu bile. Uykusu bile diyorum, çünkü en iyi şeyi uyku düzeni idi. Saatleri hiç şaşmazdı. Şimdi uyumamak için çığlık çığlığa ağlıyor.
Biraz moral bulalım istedik, Candaş 1 yaşında diye normal oto koltuğu almaya gittik. O'nun için en iyisini alalım istedik. Maxi Cosi Tobi'de karar vermişken Toyiki'ye de uğrayalım dedik. Oradaki çok bilgili görevli tüm koltuk modellerini test ederek gösterince bize, en emniyetlisinin Britax Römer olduğuna karar verip onu aldık. OĞlumuz gelişimsel olarak büyümese de biz 1 yaş koltuğuna geçerek kendimizi iyi hissetmeye çalıştık. Bizim hislerimiz geçici idi ama Candaş bu düz oturulan koltuğu pek sevdi, gözü hep dışarıda artık.

Mağazada koltuk denemeleri

Yeni koltuğumuzla arabada ilk seyahat

Bu arada ilk kez teyzemin kızı Nazlı ile ayak üstü de olsa tanıştım. Çok tatlı, bıcır bıcır.
Kendisi 3 sene önce 32 hafta 980 gr olarak doğmuş, ama şimdi persantilin % 70'ine gelmiş bir harika çocuk

Tülay teyzemle de tanıştım Bu da yazlık yeni şapkamla ben
Benim bu yazımı okuyan bir çok kişi diyecek ki, "Gülay kendine haksızlık etmişsin, sen iyi bir annesin".
Bence öyle değilim. Benim zorluklarla elde ettiğim bir çocuğum var ve ben O'nun için yeterince şey yapmıyorum. Bu aşikar. Doktora gitmekle, birşeyleri araştırmakla işlerin yoluna girmesini bekliyorum sanırım ama olmuyor. Yetememişim oğluma, eksiğim.
Ama şu da bir gerçek tek başına birşeyler olmuyor. 1 senedir evdeyiz, kapımız doğru düzgün çalınmadı, destek veren kimse yok, gelip yardımcı olayım diyen yok. Heee, başkalarının sorunu mu bu, tabii ki değil. Çocuk benim çocuğum olduğuna göre sorun da benim sorunum. Galiba depresyondayım, sinirlerim bozuk yalnızım. Tüm arkadaşlarım teker teker yok oldu çevremden. Haksız da değiller hani, ortak noktalarımız kalmadı artık. Benim muhabbetim onları sarmıyor.
Ama ben bugünden tezi yok, titreyip kendime geliyorum. Geç bile kaldım. Oğlum için herşeyi yapacağım, eminim güzel sonuçlar da alacağım. O benim kahramanım, küçük büyük adamım. Dünyaya yalnız geldik ve yalnız yaşıyoruz işte. Ben yavruma güzel bir gelecek için, kendi ayakları üstünde durması için elimden gelenin en iyisini yapacağım.
Süper anne olamam, çünkü kusursuz değilim, hatta çok kusurluyum.
Şuanda ..om ..ok bir anneyim ama daha iyisi olacağım.
Oğlum benim hayatım, hayatımın alamı.
......
İçinizi daralttığım için kusura bakmayın.
Hoşçakalın