Hayata Tutunma (680 Gramlik Bebekten)-1



BEKEN'IM & CANDAS'IM

17/11/2009

OĞLUM VE KAHRAMAN ARKADAŞLARININ GÜNÜ BUGÜN

Bugün ilk defa kutlanan bir gün...Dünya prematureler günü. Oglumun ve O'nun gibi doğan kahraman minik yüreklerin günü...

Prematurelerin daha iyi sağlık imkanlarıyla tedavi edildiği ve bu konuda bilinçlenmenin arttığı bir dünya istiyorum.... Bana yaşamın ne olduğunu öğreten, sevginin sonsuzluğun da ötesinde olabileceğini gösteren küçük büyük adamım ve meleğim; prematureler günü kutlu olsun....

600 gramlık bir canın aldığı nefesle yeniden doğan, apnesiyle nefesini tutan bizlerin anlayabildiği bir kavram prematurelik.

Herkesin bilmesini, bilinçlenmesini, devletlerin, yönetimlerin hassasiyet göstereceği konular arasında olmasını diliyorum bugün...

İmkan varken imkansızlıklarla süren şans eseri yaşam savası olmasın prematurelik....

Çok şey var da işyerindeyim, sonra yazarım.

Minik görüntülü dev yürekli savaşçılarıma kucak dolusu öpücükler...

 


 

Lilypie 3rd Birthday PicLilypie 3rd Birthday Ticker

12/11/2009

YASSAK GARDEŞİM !!!

TV de gördüğümüz görüntülerde sık duyduğumuz bir söz ya bu...sanmayın ki eskide kaldı. Aslında ben çok eskilerde kaldı sanıyordum, salakmışım anlayacağınız. Hayatımın ilk 29 yılı ile son 3 yılı nasıl da farklı...Anlayış,  bakış açısı, mantık ve en önemlisi de muhakeme...
Muhakeme sözünün hayatımda önemli yeri olacağını hiç tahmin edemezdim. Hayat felsefesi gibi oldu. Bir de mantığıma uymayan şeyleri sorgulamak...
Yassak gardeşimcilerle karşılaşmadığım sürece mantığıma uymayan herşeye itiraz edebiliyorum ve lehime sonuç alıyorum mutlaka... Ama şu başlıktaki mantık var ya... insanlığımdan utanıyorum bu sözle... O kadar çok duyuyorum ki artık bu sözü 9 aydır...
Ne yapmalı, ne etmeli...
ya bu diyardan gitmeli, ya bu deveyi gütmeli miyim? ya da....
bişey yapmalı.... bişey...
oğlum bu sözü duyarak ve bu mantığı alarak büyümemeli...
Lilypie 3rd Birthday PicLilypie 3rd Birthday Ticker

5/11/2009

Bu Yolda Kaza Yapan Kusurludur....

Eylul 115
Acayip birşey olup çıktın sen bu aralar. Boyundan büyük laflar ağzında hep.
Tipşijj... anne...yayamaj.... annee.... şarkı söyler gibi söylüyorsun sürekli.
Bu da kreşin yan etkisi diyorum ben de. Hep iyi şeyler olacak değil ya.
"Neden tipsiz diyorsun bana" dedim,
"ama şen de tipişijşinnn"dedin.
"Doğruyu söylüyorum, napalım, gerçekler acıdır" demenin Candaşçasıydı sanırım bu.
**************
Sdc10022
Büyüdüğünü günbegün belli ediyorsun yine. Öyle ki sabahla akşam arasında bile değişmiş bulabiliyorum seni.
Herşeyime karışır oldun; giydiğime, konuştuğum kişilere, 3. kişilerle konuşurken kullandığım kelimelere-cümlelere....
"Konuşma onunla ya, konuşma...."
"Bakma ona ya...bakma ona..."
"Şiyah ayakkabı giyme yaa.... giyme dedim şiyah ayakkabı, kığmıjı giyyy"
"Onun yüzüne bakma ya, benim yüjüme bak"
Baban bile karışmıyor oğlum bana bu kadar, haberin olsun.
******************
Sdc10019
Eğerli cümlelerin başladı, ama eğer geçmiyor içinde :))
Birkaç alternatifli durum karşısında hemen şöyle diyorsun:
"Amaaa....amaa...ama.... ben mavi kayemi almaşaydım, yeşiy kayemi aysaydım eyime, eyimdekini yeşiy kayem şanıydım ağaneee..."
Acayip tatlı oluyorsun. Hele amalarla başlayan bölümdeki heyecanın, zaten kocaman olan gözlerini daha kocaman açısın ve bir türlü amadan öteye geçemeyişin tam seyirlik be oğlum.
"Ama...ama....ama...şen bana çoybayı küçük kaşıkya veymeşeydin, buyuk kaşıkya veyşeydin, ben çoybayı buyuk kaşıkya yiyoydum şanıydım"
Bu tür cümlelerin tipik özelliği amalarla başlayıp "şanıydım"la bitmesi...
******************
İnanılmaz şekilde şarkılar ezberliyorsun bir de...
Volkan Konak favorin şimdilerde...
Yarim yarimin müziğini duyar duymaz başlıyorsun "yayim yayim" demeye.
Bazen yarin yerine "anne anne" diyorsun. Bu çok hoş oluyor tabii benim için.
Sarı-kırmızı en büyük "CİMBOMBOM"demek epey zevkli senin için. Babanın siyah çığlığına beyaz diye karşılık veriyorsun, en büyük dediğinde ise cevap yine CİMBOMBOM.
İçinden çıkamadığın anlarda en büyük kısmı ANNE oluyor. Zararı yok, bunun da ucu bana dokunuyor nasıl olsa :))
Şımartıyorsun beni oğlum.
*********************
Herşey senin tekelinde artık. Kimin nereye oturacağı, nasıl hareket edeceği senden sorulur. "Hiçkimşe konuşmaşın ya.... hiçbişey iştemiyoyum ya.... hiçbiyşey ellemeşin beni ya....."
Genelde uyumlu bir çocuksun, sevgiyle yaklaştığım her durumdan anlaşarak çıkıyoruz. Çok ender öfke krizleri yaşıyorsun, mesela 2 saat kadar önceki gibi. yaklaşık 1 saat süren deliryum kriziydi.... Sadece senin için değil, bizim için de deliryumdu.
**********************
Sansürsüz konuşmana bayılıyorum.
2 gündür su içmiyorsun ve hiç alışık olmadıgımız kabızlık sorunu çıktı bugün. Kakanı yapamadın, popon acıdı.
"Götümü öp anne, götümü öp...."
İçimden gülmek gelse de öptüm minik poponu. Senin için öpmek tüm acıların ilacı. Ben öptüğümde geçmeyen acın yok, buna inanıyorsun ve inandığın için de acın geçiyor. Benim de parmağım bile acısa koşarak gelip öpüyorsun. Sen öpünce geçiyor aşkım.
***********************
Beni çok üzdüğünde de peşimde koşuyorsun,
"Şeni bi'tane öpebiyiy miyim ağanne?"
Benim üzüldüğümü görmek seni delirtiyor, tahammül edemiyorsun. Çok canın yanıyor, "üzdün beni" dersem. Ben de pek kullanmamaya çalışıyorum. Bakışımdan anlıyorsun üzüldüğümü.
Geçenlerde sabunun göze değmesinin acı vereceğini anlattım sana, "bir kere benim gözüme sabun kaçmıştı, çok acıdı dedim" sonra.
Bir süre sonra, konu kapanmışken yanıma geldin ve 
"göjünü öpebiyiy miyim ağanne?" dedin.
Anlayamadım önce neden acaba diye. Sonra düştü benim jeton, gözüm acıdı demiştim ya, ondan istedin.
Korkuyorum bu kadar duygusal olmadan, sürekli özür dileyen tiplerden olmanı istemiyorum. Bu yolda kaza yapan kusurluymuş ya hani,  sana şiddet içerikli filmler izletmeye başlarmışım mesela :))) 
******************
Şimdi ödev hazırlamayalım oğlum. Bundan sonra daha sık yazacam buraya, atlamak istemiyorum sana bırakacaklarımı.
Öptüm kocaman gözlerinden yegane aşkım benim...
************
PS:
1 nolu foto bizzat benim tarafımdan, kocamın köyünün yolunda çekildi. Tamamen gerçektir.
2 ve 3. fotolardaki ablamın 32 hafta, 980 gramlık prematuresi Nazlı. Candaşla aralarında 18 ay var sadece :))
Lilypie 3rd Birthday PicLilypie 3rd Birthday Ticker

28/10/2009

Seni ne çok özlediğim bu yazı ile anlatılır mı ki?

10 Ekim 2009 (2)
Canımın içi, sarı kedim, koca gözlü oğlum benim,
Dolu dolu tam 5 gündür ayrıydık seninle. Kokunu duymadan, sana dokunamadan, öpemeden, ağlamanı duymadan, uykuya beraber gidemeden, kakanı temizlemeden, seninle oyun oynayamadan, kafa kafa- burun burun yapamadan, bol mış mış lı cümlelerini duymadan, biyaydo oynamadan, madan... madan... madan.... geçen tam 5 dolu gün.
Ne zor, ne acıymış anlatamam. Yaptığın herşeyin, yediğin her lokmanın tadını alamamak ne kötüymüş... Hele ki telefonda konuşmak istedikçe ben "istemiyoyum anneyye konuşmakkk" çığlıklarının küskünlüğünden olduğunu bilmek, hatta bile bile ayrılığa devam etmek ne zormuşmuş....
Seminer için Antalya'ya gittim aşkım. Antalya diyince aklına seninle tatilimiz geldiği için seni bırakıp deniz-kum-havuz eğlencesi oluştu kafanda. İşe gidiyorum diye çevirsem de sonradan aklında sadece Antalya-Otel ve uçak kaldı senin.
10 gün önce 3 gün boyunca çok ateşlendin, 3. gün öksürük te başlayınca doktoruna gittik, son 4 ayda 3. kez bronşiolit olmuştun. Bize alerji uzmanının yolunu gösterdi doktorun. Ciğerlerin öyle sıkışıktı ki, öksürüyor, hırıldıyor ve öksürüğün devam ettikçe kusuyordun.
Alerji uzmanına gittik, literatür yılda 3 ve daha fazla bronşioliti astım sayıyormuş. Senin 4 ayda 3. kez olunca astım tedavisi başlandı. Bir...iki...üç...fısssss
Nebulizatör elimizde, 4 saatte bir, sabah-akşam fıssssss....
Umarım kısa sürer, hayatımıza yeni yeni latince terimlerin girmesinden hiç hoşlanmıyorum.
İşte böyle bir klinik tabloyla seni bırakıp gittim Antalyaya...4 saatte bir ventolin nebul, 12 saatte bir fıssss...lüzum halinde başka bir fısss.... antibiyotik....ateş düşürücü....kolşisin...vitamin....
Tam 4 sayfa A4 doldurdum, 3 suret çoğalttım...
İlaçların nasıl-ne şekilde verileceği....acil durumlar ve yapılması gerekenler... telefon numaraları.... ne olur ne olmaz çantasında bulunması gerekenler...poliçe numarası, doktorlarımızın telefonları....vs vs vs
Bir tane buzdolabının üstüne, 1 tane Bediş Anneye, bir tane de yanıma....Günde 5 kez okuyup aa... şunu da atlamışım diyerek 50 kez telefonla hatırlatmalar....
kendime bir valiz, sana Bediş Anne'nin evi için bir valiz, kreş için bir valiz, araba için bir valiz.
40 tane body'nin neden yetmediğini anlayabiliyorum bu sayede....
Hırıltılı ve yoğun öksürüklü solunumunla, artık yükselmeyen ateşinle bırakıp gittim seni, gitmek zorundaydım demek daha doğru.
2 gün Bediş Annende aldın, gayet mutluydun orada, her telefonda mutluluk seslerin geliyordu. Sonra baba-kreş arasındaydın. Huysuz, keyifsiz, mzmız, anneye küs...Annen telefonda dendiğinde duyulan agresif çığlıkların....
Bugün kavuştuk birbirimize. Bana küs olduğunu düşünmüştüm, temkinli yaklaştım önce. Arabanın camından bir bakış attım sana, ağzın kulaklarına öyle bir gitti ki havaalanının önünde bekleyen kalabalık arasında, uzaktaki arkadaşıma çığlıklarla bağırıyorum, "bana güldü biliyor musun ? Güldü bana küsmemiş"....
Şaşkın bakışlar vardı üstümde, "deli galiba" bakışları...
Deliyim evet, mutluyum da deliliğimden.
Akıllı olup kasılacağıma deli olayım da başkaları kasılsın, ben de hayatı kaçırmayayım.
*********************
Seminer nasıl mı geçti?
iyi geçti oğlum, hayatımızdaki en büyük şanslardan biri olan Bediş Annen sayesinde ilk günler gözüm arkamda değildi. Onun evinde sen de çok mutlusun. Hastalığın konusundaki endişelerim vardı aklımda, ama tedavin düzenlenmişti.
Son günlerde çok özledim seni, daha çok özledim yani. Hani şarkı var ya "bana herşey seni hatırlatıyor"
Deniz, kum, oyuncaklar, havuz... Aşk kuşum olsa ne yapardı şimdi diye dalıp gittim hep.
Son 24 saat arkadaşlarımdan gizli köşelerde, çevremdeki çocukları seyredip gözyaşları döktüm.
Sana kavuştum bugün...
5 günde bir çocuk aylar geçmiş gibi değişebilir mi? Nasıl bıdı bıdı birşeyler anlattın sürekli, nasıl mahsun sarıldın sürekli boynuma, nasıl öptün ıslak ıslak ve uzunca... nasıl peşimdeydin yanından 3 saniye bile ayrıldığım anlarda....
Çok özledim seni anneciğim, çok....
çikolata istemişsin benden, bir poşet aldım. Arabada bol bol yedirdim, şımartmak istedim seni.
Evde bol bol oynadık...
Yatmana yakın sana bir sürprizim daha var dediğimde çok heyecanladın.
Daha önceki tatilimzde seni en çok mutlu eden şeylerde olan otel bilekliklerinden getirdim sana.
Yengayenk hem de :)))
Teker teker çıkardım çantamdan,
Sevinç çığlıklarını duymak nasıl bir mutluluktu anlatamam.
Yeşil ve kırmızı renkleri birarada takmak istedin, taktım. bayıdlın, kolunu sallaya sallaya göstere göstere dolaştın.
yatağına bile itiraz etmeden yattın, hala bilekliklerini elleyerek sırıtıyordun emziğini cokcoklarken...
Bu kadar kıytırık, boktan bir plastik bileklik nasıl mutlu edebilir bu kadar bir insanı?
Çocuk olmak bu kadar güzel işte.
Harika hatta.
27 Eylul 2009 (4)
Aşkım oğlum,
Sensizlik ne kadar zorsa, sana kavuşmak ta bir o kadar güzel...
Allah kimseyi çocuğundan ayırmasın.

PS: Üstteki fotoda yatak odamızın duvarının son şekli.
Dikdörtgen olan, yastıkmışmış, üstteki düz çizgi ise yatakmışmış.
ardından da şöyle dedi:
"Yastık yatakta yaşay anne"
Lilypie 3rd Birthday PicLilypie 3rd Birthday Ticker

10/10/2009

Anne Ağlamasın Amaaa

Güzel yavrum,
27 Eylul 2009 (1)
Sen büyüdüğünde anlayabilir misin yaşadıklarımzı bilmiyorum ama senin yeme sorununu bilmeyen kalmadı çevremizde.
Tam 18 ay olmuş benim elimden lokma bile yemeyeli...
Henüz düzeltilmiş 13 aylıktın bana itiraz ettin ve o gün bugündür sadece kendi parmaklarınla civciv gibi yemek yedin. Hiçbir oyun, hiçbir yaptırım yada sevgi dolu yaklaşım çare olmadı bu sorunumuza.
Okulda yemeye başladın sonra, ama yine kendin tabii. Son zamanlarda Bediş Annenden yemeye başlamıştın sadece.
Bundan 10 gn önce, 18 ay sonra ilk kez benden 2-3 kaşık ta olsa yemek istemeye başladın.
Nasıl mutluydum anlatamam, karşıma çıkan herkese senin benden yemek istediğini anlattım durdum.
Sadece selamlaştığım, hayatımız bilmeyen insanlara bile ilk dakikada "biliyor musun Candaş benden yemek istedi" diye büyük bir heyecanla anltır buldum kendimi.
Onlar da bu kız iyice kafayı yemiş, yazıkkkk modunda bakıyorlardı yüzüme. Ne demek olduğunu bizim hayatımızı görmeyenlerin anlamasının imkansız olduğunu unutuyorum bazen.
2-3 gün yedikten sonra yine yemedin yemek.
Bugün yedin biraz, sonra kustun. Çok üzüldüm, onca maymunlukla yedirdiğim kaşıkların 10 saniyede "öğğğğğ"ler arasında akıp gitmesi inanılmaz üzücü.
Kafamı ellerimin arasına aldım ve sadece 1-2 saniye kaldım öyle Gözlerim doldu sanırım.
Seni banyoya soktum, yıkadım. "Yemek istemezsen söyle vermicem annecim " dedim.
"Ben çorba yemek istiyorum anne" dedin. Banydan çıktık ve çorba istedin.
Tekrar koydum ve sana yedirmeye başladım. Yarım kase kadar sonra "oğlum yemek istemezsen bırakabiliriz" dedim.
"İstiyorum anne, anne ağlamasın" dedin.
Hayat durdu sanki o anda....
Sen yemek istemediğin halde, biraz önce kustuğunda ben üzüldüm diye yemek istemişsin, anne ağlamasın ama...
23 Eylul 2009 (2)
İçim parçalandı, san nasıl birşeysin, ne harikasın yavrum?
Kelimelerim yetmiyor anlatmaya..
çorbayı bıraktım, suyunu verdim, oyunlarımızı oynadık ve öpücükler arasında uykuya daldın.
Sen benim dünyamsın yavrum, benden daha akıllı, daha duygulu, daha mantıklısın..
Lilypie 3rd Birthday PicLilypie 3rd Birthday Ticker
« Önceki ::

Kenan Doğulu - En Kıymetli 2009 Zamanla.Net Zmuzik.Net
Yükleyen Zamanlanet. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaşayın!