İYİ Kİ DOĞDUN ÖMER ABİ....NİCE YILLARA

Geçen sene tam da bu sıralarda benim kasılmalarım başlamıştı. İkizlerim mail grubuna üyeydim ve orada yazmıştım kasılmaları. Oradan bana bir mail geldi. Kendi başından geçenleri anlatan birindendi.
22. haftada kasılmaları başlayıp enfeksiyon nedeniyle 24 hafta 3 günlükken iki küçük adamı doğmuştu. Sonra bebeklerinden İbrahim'i kaybetmişti. Ömer ise katmerli mucize olarak hayatına devam ediyordu vs vs
Öyle sinir bozucu bir maildiki benim için. Bu ne diyor böyle demiş ve hiç dikkate almamıştım onları.
Çünkü böyle kötü olayları hep çevremizden duyar ya da haberlerde izlerdik.
Onlar uzak yaşamlardı bizim için.
Bu tür olaylar hep başkalarının başına gelirdi ve ben başkası değildim.
O gün doktorumu aramadım. ( 1 gün önce aramıştım, yine nöroz muamelesi yapmıştı bana).

O mail sahibiyle ortak hiçbir şeyimiz yoktu ve olamazdı.
Ertesi gün kasılmalar artınca gittiğimizde doğum ağrılarımın başladığı ve serkulaj yapılması gerektiği söylendiğinde O başkasının mailini düşünmedim bile, çünkü serkulaj yapılacak ve ben en az 30. haftayi da geçecektim. O'nunla durumumuz yine farklıydı.
25. haftada doğuma giderken ise aklımda hep O başkası vardı.
24 hafta 3 günlükken doğum yapmıştı. Birini kaybetmişti miniklerinin.
Ben o durumda değildim, 26. haftadaydım (o zaman yanlış yorumlama ile gebelik haftamın 26 olduğu söyleniyordu). Benim bebeklerim güzel geçeceklerdi o yollardan.
İlk 15 günü geride bıraktığımızda O başkasına benzemediğimi iyice anladım, güzel geçiyordu süreç.
50. günümüzde ise farkettim ki, ben O başkasının hayatını yaşıyordum.
O'nun İbrahim'i, benim ise Beken'im yoktu artık...
Doktorumuz kızımızı kaybetmek üzere olduğumuzu söylediğinde "Nasıl olur? Böyle bişey benim kızımın başına gelemez, bunları başkaları yaşar ve biz sadece duyarız" dediğimde bana başkası kavramının olmadığını, başkasının aslında biz olduğumuzu söylemişti ve çok doğruydu.
Ben O başkasının hayatını yaşıyordum şimdi.
O güne kadar heran yaşadıklarımın O'nun yaşadıkları ile aynı olduğunu yadsımakla geçerken o günden sonra aynı olması için dua etmeye başladım.
Öyle ya, O'nun minik adamı zorlu savaştan yiğitler gibi çıkmış, 2 yaşını bitirmiş kocaman bir adam olmuştu.
Geçtiği yollarda neler yaşadığını, neler yaptığını öğrenmek istedim hep. Bana yol göstermesini istedim.
İstemesem de olurmuş...
Çünkü O her zorluğumda daha ben istemeden yanımdaydı, sadece bana mı? Tüm prematüre ailelerinin de yanında. (prematureyizbiz mail grubu / yahoo)
Çaresizliğimde, sevincimde, gözyaşlarımın tutsağında hep O'nun sesini duydum. O'nunla paylaşmak istedim, en iyi anlayabilecek kişiyle...

Başlangıçta benzememesi için dua ettiğim şeyler için şimdi benzemesi için dua ediyordum.
Ömer'e benzesin Ali Candaş diye O'nun kıyafetlerini giydirdik, O'nun oyuncaklarıyla oynattık, O'nun eşyalarını kullandık.
Ömer Abisi gibi harika bir çocuk olsun istedik.
Şimdi o katmerli mucize 3 yaşında ( 2 Ocak 2005).
24 haftalık doğup (Candaş'tan 10 gün daha erken doğmuş) sekelsiz aştı engelleri. Hatta akranlarına göre daha zeki ve daha sevgi dolu bir çocuk olarak.
ÖMER ABİ, İYİ Kİ DOĞDUN VE BİZ İYİ Kİ SİZLERİ TANIDIK
Ailenle birlikte upuzun, sağlıklı ve bol şanslı bir ömrün olsun Ömer Abi.
Nice yıllara...
Sevgili Anıl (Yurt Koşar),
Minik adamını böylesi zorlukların içinden güzelce çıkarıp bugünlere getirebildiğin için seni tebrik ederim. Tabii annen ve eşini de.
Bir ömür boyu Ömer'in hep güzel anlarına tanık olabilmenizi diliyorum. Hep birlikte mutlu bir yaşamınız olsun.
En kötü günleriniz yaşadıklarınız olsun.
Ayrıca seni tanıdığım için çok mutluyum ve de çok şanslıyım. Ali Candaş'ın güzel giden herşeyinde bize gösterdiğin yollarla senin payın çok fazla.
Dostluğun için teşekkür ederim.
MUTLU YILLAR...
Ömer Abimi merak edenlere:
www.omercigimiz.blogcu.com
Not: Anılcım, blogunda hiç aile fotoğrafınızın olmadığının farkında mısın? Ben çok aradım ama bulamadım :)))