NERDE KALMIŞTIK?


Düzeltilmiş 3 aylıkken gittiğimiz norologumuza (Prof.Dr. Meral Özmen) kronolojik 1 yaş kontrolu için tekrar gittik. Ne eğlenceli bir odası vardı doktor teyzenin. Bir sürü incelenecek ve dağıtılacak malzeme vardı, saldırdım hepsine 

Beni evirdi çevirdi. Düzeltilmiş ayıma uygun davranışlar sergileyip sergileyemediğime baktı. Genel olarak beğendi.

Şu harekette de kol ve bacaklarımı yere değdirmem gerekirmiş, neyse ki onu da yaptım.
Bizimkiler serebral palsiden korkuyorlardı. 3 aylıkken majör belirtiler yok demişti doktorumuz, minör belirtileri de şimdi değerlendirdi. İyiymişim.
Önceleri iyi giden muayenemizin sonlarına doğru doktor teyze pek hoş olmayan şeyler söyledi. Düzeltilmiş 9,5 aylık olmama rağmen oturmaya çalışırken bacaklarımı bükmemi (hala tam oturamıyorum) diz arkası kaslardaki gerginliğe bağladı. Bu da 2-3 yaşıma geldiğimde sarsak sarsak yürüme, bişeye yönelip birden yürüyememe veya yavaş hareket şeklinde kendini gösterebilen bir tablo olabilirmiş
Neye uğradığımızı şaşırdık tabii. Doktor Teyze bunlar çok küçük ihtimaller, hiçbirşey de olmayabilir ama ben obsesif davranıyorum, birşey atlamak istemiyorum dese de aklımıza kötü senaryolar girdi bir defa. Fizyotarpistimize vermemiz için not yazdı ama Gönül Teyzem patolojik bişey olduğunu düşünmüyorum dedi. İnşallah öyledir.
**25 haftalık doğup da bugünlere sekelsiz geldik. Tabii bu yolda kardeşimizi feda ettik. İnşallah bundan sonra da kötü gelişmeler olmaz. Bizim için dua eder misiniz?
Doktorumuz Candaş'ın herkese gülümsemesini ve her gel diyene kolayca gitmesini de beğenmedi. Bu aydaki bebeklerin anne-babayı yabancılara tercih etmesi gerekirmiş. Doktorumuz bizi odanın dışına çıkardı ama Candaş içeride çok mutluydu. Etrafa saldırıp masadaki eşyaları yere atmaktan çok mutlu olduğu için bizi aramadı. Sosyal gelişimi ve iletişiminde bozukluk varmış(!!!). Biz oğlumuz çok sıcakkanlı bir çocuk diye sevinirken neler çıktı karşımıza. İleri derece premature olunca insanın gülümsemesi bile patolojik sayılabiliyor yani :)))

Candaş'ın ayına göre el çırpması, "çakkk" yapması ve çirkin ol diyince mimik yapması da gerekirmiş ama yapmıyordu Candaş. Eeee bizim elimizden bişey kaçar mı? 2 günlük uğraşlar sonucunda örtü altına sakladığım oyuncağı almak için örtüyü kaldırıyor (14 Şubat 2008), çak diyince elini havaya kaldırıyor (13 Şubat 2008) ve en güzeli de çirkin ol diyince yüzünü buruşturarak burnundan "hııı" diye kızgınlık sesi çıkarıyor (16 Şubat 2008). Yukarıdaki resim de çirkin olma resmi ama bir türlü tam olarak foto çekemedik. Kamerayı farkedince yapmıyor çünkü. Bir de ateşi vardı, keyifsizdi tabii...
Bunu ilk yaptığında biz delirdik resmen. Ne kadar güzel bişey...Çirkin olmak bir bebeğe bu kadar mı yakışır???İnanmıyorsanız aşağıdaki linke video seyretmeye bekleriz:
http://www.facebook.com/video/video.php?v=8112568118&oid=6303499243
Aslında Candaş son 2-3 gündür çok keyifsiz, geceleri çok ağlıyor, yemek yemiyor, süt içmiyor, oyun da oynamıyor. Tek istediği boynuma sarılarak kucağımda durmak ve su içmek. Bugün ateşi de çıkıyor, 2 kez calpol verdim, bakalım gözlüyrum şuanda. Umarım devamı gelmez...
El çırpma ve baş baş konusunda 2 aydır çalışmamıza rağmen hareket yok henüz :((( Hazır değil anlaşılan...

Bu da rutin doktor kontrolumuzde Dr.Pınar Teyzemizin önerisiyle yaptığımız yumurta sarısı omletinin resmi. Oylece verdim eline sıpanın, kopardı, parçaladı evirdi çevirdi ağzında...yalandı yani...Yedi mi hiç derseniz, tabii ki hayır. Kopan parçalar beni korkuttugu için minik minik koparılıp kahvaltımızın içine eklendi. Bir sonraki denemede Candaş'a bırakacam tamamen (inşallah)
Candaş'tan haberlerden sonra anneden haberlere geldik.
13 yıl aradan sonra Sinop Sağlık Meslek Lisesi'nden 4 arkadaş birbirimizi görmeye karar verdik ve Candaş babasıyla ev sefasındayken biz gezmedeydik.

Soldaki Aysel Aydemir, arkadaki Dilber Kaya (Akbaş) ve anne (Gülay Öztürk)...

Arkadaki Sevinç Şentürk
Ben zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Öyle keyifliydi ki...Aysel'le aynı yerde çalıştığımız için görüşüyorduk, bu buluşma da O'nun sayesinde oldu zaten.
Sağol Aysel.
Bir sonraki buluşmamızda daha çok kişiyle buluşabilmek umuduyla...
Hoşcakalın

















