Bizim evde adı çok geçen iki kişi var. Anıl Teyze ve Ömer Abi...
Anıl Teyze'mi yazın tanıdım ama Ömer Abi yoktu.
Yok 24 haftalık doğmuş da hayata nasıl tutunmuşmuş...Yok ne akıllı çocukmuşmuş...Yok ne tatlıymışmış....Yok Ali Candaş ta O'nun gibi olsunmuşmuş...muş da muş....
Sanırım Ömer Abi hayali biri. Adı var kendi yok. Beni gaza getirmek için bulunmuş bir kahraman...
.........
Derken aslında öyle olmadığını öğrendim.
Hafta sonu Ömer Abi'mle tanıştım en sonunda. O da beni görmeyi çok istiyordu. Ama sanırım biraz hayal kırıklığına uğradı. Beni elinden tutup gezdirebileceği, birşeyler öğretebileceği, oyun oynayabileceği biri sanıyordu. Minyatür bir adam görüverdi karşısında.

Ben ise bayıldım O'na. Kocamannnn biri O. Ben de O'nun gibi olmak istiyorum. Yok yahu, O çok büyük ben o kadar büyüyebilirmiyim acaba?
Ayrılık vakti geldiğinde "Ben Ali Candaş'ı çok sevdim" demez mi...Ben de seni çok sevdim Ömer Abi.
O büyüdüğünde galiba kaptan olmak istiyor. İstinye'deydik ve O hep yatlara binmek istedi. Bindi de. Kaptan dümenini gördüm dedi bir de...Benim dişsiz halimle kemirmeye çalıştığım şu simide benziyor mu acaba kaptan dümeni???
İnşallah daha sık görüşürüz Ömer Abi. Senden öğrenecek çok şeyim var benim.

Ömer Abime benzemem için O'nun tecrübelerini bana da uyguluyorlar. Anıl Teyzem anlatıyor hep neler yaptıklarını, bizimkiler de ona göre hareket ediyorlar. Hatta O'nun gibi olayım diye O'nun kullandığı eşyaları kullandırıyorlar bana. Bana saçma gelmişti ama şu yukarıdaki yürüme arkadaşı gelince fikrimi değiştirdim. Ne zamandır oturamıyorum diye bizimkiler delirmişti, acaba bir sorun mu var diyorlardı. Sorun yoktu da ben Ömer Abi'min oyuncağını istiyordum O'nun için oturmuyordum. Eve gelir gelmez oturdum oyun platformunun başına. Şimdi yarım saatten fazla oturduğum bile oluyor.
Teşekkür ederim Ömer Abi. Çok işe yaradı bu.
Anıl Teyzemler O'na "Uğurböceği" diyorlarmış. Bizim için de uğurböceği oldu O aslında. O gün ben oturmaya başladım, yetmedi emekleme denemeleri yaptım, biraz yol aldım hatta. Sonra 5. ayımda söylemem gerekirken hala söylemediğim "babb-babb, mamm-mamm" seslerini çıkarmaya başladım. Devamında sadece mamm-mamm diyorum şimdi. Babb-babb bir kez söyledim sadece.

Sonra da hava attım herkese yakışıklılığımla :)))
Bir sonraki buluşmayı iple çekiyorum...
Şimdi sırada rutin maceralarımız var:

Bu görüntü sıradan bir kahvaltı sonrası görüntüsü, rötuş var sanmayın, tamamen doğaldır.
Bu gidişle eve bir kedi alabiliriz, sadece beni yalayarak doyar zaten :))

Haftalardır annem beni alıştırma bardağına alıştırmaya çalışıyordu. Hatta bu alıştırma bardağına alıştırma bardağı yok mu acaba diye arar olmuştu. Ben ille de biberon diyordum. Anıl Teyzem de "Boşver alıştırma bardağını, bardakla vermeyi dene" dedi, ben de hep onu anlatmaya çalıştım ama dinlememişti annem beni. Bir su içiyorum bardaktan sormayın, lıkırr-lıkırrr--lıkır...Öyle ki ilk denemede sürekli su istedim, bir seferde yarım bardak su içtim ( ajda bardağıdır o, küçük sanmayın hıııı). Annem de sürekli bezimi değiştirip burdu. Bir de çok güldüler halime. Onlar güldükçe ben daha çok su içtim. Komik biriyim galiba ben :))))

Bu da oturma şovumuz. Rize simidi bile kemirebiliyorum bu halimle.

Bir de dillerine dolamışlar Candaş yemiyor diye. daha ne yiyeyim,
tabak bitti kaşığı bile yemeğe çalışıyorum...Be insafff.....

Ben 4aylıkken annem birgün hastaneye gitmek için beni Muko Teyzem'e bırakmıştı. Azra emekleyerek yanıma gelip bana bir tokat atmıştı,çok ağlamıştım ben de. Babam "Ben de Azra'nın babasını dövecem" dedi, Yıldıray Amcam da o günden beri babamdan kaçıyordu. dedim ki babama "babacım ben artık büyüdüm, kendi işimi kendim hallederim, sen merak etme". İşte o gün geldi. Bugün 25 Şubat 2008, Azra'yla Yeniköydey'ken O'nu ezdim. Bakın Azra nasıl yalvarıyor "Yapmaa, Ali lutfen yapmaaaa" diye ( Ali 6 kg, Azra 12 kg :))))

Yapma Ali yapmaaa...Canım yanıyor Ali....
Veeee sıra geldi flaş fotoğrafa : Yılın modası düşük bel :))))

Ne o? Niye burun kıvırdınız? Sokaktakilere bakarken bişey yok da benim minik popom mu "ıyyyy" dedirtti size.
Şimdilik bu kadar....
Bitti.