BİRAZ KARIŞIK OLSUN
Bu yazının konusu yok. Zaman sorunu nedeniyle blog epey boş kaldı ve her telden birşeylerle devam edeyim yoluma.
Yeni işyerime adaptasyon, bu arada başlayan yüksek lisans dersleri, ev işleri ve yoluna giriyor artık dediğim FMF atakları...
Cuma akşam geç saate kadar ve cumartesi günleri derslerim olduğundan neredeyse hafta sonu tatili yok şeklinde bir süreç yaşadım. Tek gün pazar gününde ne yapılır?
Temizlik?
Oğluşla ilgilenme?
Dışarı atıp kendini, biraz dolaşmak?
Ütü, çamaşır?
Atike modundayım bu aralar, sanırım uzunca bir süre de böyle geçecek.
Ya da hiçbirşey yapılmayacak...Sadece oğluşla geçen zamanlar olacak.
Derse gittiğim ilk gün iş çıkışı direk okula geçtiğim için küçük adamı 24 saatten fazla süre göremedim. Akşam saat 6 sıralarında kapıya gidip, "anne geğmedi...anne geğmedi" diye dolanmış sarı kafalı oğlum. İçim parçalandı. Cumartesi sabah kısa süre görüşüp yine ayrıldık. Pazar günü birlikteydik, zamanla alışacağız sanırım.
FMF ilacına başlayalı 1 ay kadar oldu. Bu süreci gözlemlemekle geçerken son ataktan 15 gün sonra ateşi çıktı küçük adamın. FMF atağı mı gribal bir enfeksiyon mu öyle zor ki anlamak...
Hafif burun akıntısı ve 2 gün süren ateş....Gribal birşey diye düşündüm ve kolay geçti o dönem.
2 gün önce gece yarısı yine ateşi çıktı, ateş düşürücüyle 4-5 saat düşüyor sonra tekrar çıkıyor.
Dün sabah yine ateşi vardı, ,ilaç verip işe gittim, öğlen tekrar ateşlenmiş ve eve döndüm. İlaç verdim, başka sıkıntısı olup olmadığına baktıktan sonra testislerindeki kızarıklığı farkettim. Anlam veremedim ve eve yakın olan ve daha önce tanıştığımız ve Candaş'ın dilinden anlayan doktorun olduğu hastaneye gittim. Gitmeden telefon açtım, "ateşi var oğlumun, dr getirmek istiyorum" dedim. "Dr randevuları dolu, görüşüp haber verecem" dedi telefondaki ses.
1 saat bekledim ve aramadı.
Kalktım gittim, hiçbir açıklama yok neden aramadıklarına dair. Randevularının arasında bizi de alacakmış bir ara dr. Ateşi de düştüğü için rahattık. Bekleme salonunda beklerken görevli muayene ücretini istedi. "Muayene olduktan sonra ödicem" dedim ve kapandı konu.
Tam 1 saat bekleme salonunda bekledik ve hala bize bakılmamıştı. Ben vazgeçip hastaneden çıkmaya yönelince "şimdi sizi alacak " diyen sese uyup bekleme salonuna döndüm, orada görevli bir başka kişi "beklerken muayene ücretinizi alalım" dedi tekrar.
Nasıl bir düzendir bu? Sinir oldum ve gerek yok ödememe, çünkü biz gidiyoruz dedim.
Bu arada Candaş'ın çişini de yanımda götürmüştüm. Saatlerce sürmüştü onu poşetten akıtmadan almam. Yarım saat içinde çalışılması gerekirken 2 saat çantamda dolaştı.
Döndük eve geldik.
Akşam yatma saatinde testisleri oldukça kızarık ve şişmişti. Çalıştığım hastaneye gittik. Çocuk cerrahı varmış nöbetçi baktı ve normal olduğunu söyledi. Bize şiş gelmiş. İkna olmuş olarak eve döndük. Küçük adamın ateşi hala vardı ve dr bunu dikkate almadı.
Gece 5 saatte bir ateşi çıktı. Sabah aldım adamı hastaneye götürdüm. Tüm tetkikler yapıldı. Muayene bulguları gayet iyi, hiçbir pataloji yok. Tüm tetkikler tavan yapmış. CRP aşırı yüksek, lökosit aşırı yüksek...
Testislerindeki şişlik için dopler yapıldı, çok zor geçti. Sürekli ağlayan küçük adam, "pipiii, pipiiii" inlemeleriyle geçen 1 saat kadar süreç. Dopler sonucu kanlanma artışı olması nedeniyle başka bir makinede, uzman dr eşliğinde tekrarlanması istenen dopler...Tekrar pipiiii, pipiii yankılanmaları. Sonuç normal çıktı neyse ki. Ama bu defa pipi hassasiyeti nedeniyle 6 saat boyunca içtiği 500-600 cc sıvıya rağmen 1 damla idrar yapmadı. İdrar tahlili yapılmadan ateş ve laboratuvar sonucları için yorum yapılmadı. 6 saat sonunda yaptı küçük adam çişini. Muayenelerin travma yaratmasından korktum ben de. Umarım kalıcı olmaz.
Muayenede testlerin yüksekliğini açıklayan bir bulgu olmayınca FMF takibimizi yapan doktorumuz Dr. Özgür Kasapçopur'u aradım.
FMF atakları sırasında ateşle beraber orşit tablosunun da görülebildiğini ve anlattıklarımın FMF tablosuna uyduğunu söyledi.
1 yaşıma daha girdim...
Çocuğumun hastalıklarını ben nasıl anlayacağım?
Her ateşlendiğinde nasıl anlayacağım ne olduğunu?
Grip bile olsa doktorumuzdan başka kimseye gitmeyeceğiz anlaşılan. Öyle zor ki ayırımını yapmak...
Akşam kulak altı lenf bezinde şişlik başladı. tekrar dr aradım, tonsilit değilse o da FMF atağının parçasıdır, kortizon yapalım dedi. Eve yakın hastaneye gittik, sadece tonsillaları şiş mi değil mi bi bakar mısnız dedim. Sizden tedavi-teşhis istemiyorum.
Nasıl bir cesaretsizliktir anlamadım. Günde yüzlerce hasta muayene eden dr çocuğun tonsillarının şiş olup olmadığına bakmak istemiyor. Çocuğu anlamam diyor...Zor bela ikna edip baktırıyorum, anlayamadım diyor bu defa.
KBB uzmanı baksın diyor, 3. kata gidin.
Gidiyoruz..neyse ki daha vicdani biri, hatta oldukça vicdani yaklaşıyor bize. Tonsillalartı normal diyor.
Özgür Bey'i arıyorum, boğazı şiş değilmiş diyorum. O zaman kortizon yaptırın, şu kadar miligram diyor.
Hastaneler iğne yapmak için dr reçetesi istiyor, bu çok normal.
KBB uzmanına söylüyorum. Doktorumuz bunun FMF atağı olduğunu söyledi ve kortizon yapılması lazım diyorum.
Yapamam diyor, reçetesi olması lazım.
Tamam bir reçete yazın da hemşirelere yaptırayım diyorum.
Yazamam diyor.
Ben sağlıkçıyım diyorum, yanında doktorumuzla konuşuyorum ve anında aktarıyorum teldeki bilgileri.
Buna rağmen yazmıyor reçete.
Nasıl bir korku, nasıl bir güvensizliktir bu anlamadım.
Gölgelerinden bile korkuyorlar.
Kortizon yaptıramadan dönüyoruz eve.
Akşam sekizde ateşi çıktıktan sonra verdiğim ilaçla şuana kadar iyi gidiyor şükür ki.
..............
Kortizon sözü içimi ürpertmişti aslında.
FMF atağı mı yoksa kortizon mu daha çok zararlı diyorum dr.a?
Tabii ki FMF atağı diyor.
Küçük adama günde bir tane kolşisin yetmiyor, bu aşikar artık.
Her FMF atağı vücutta amiloid birikimi yapıyor ve bir süre sonra iç organlarda tutulum yaparak yetmezliğe sebep olabilir.
Daha önceleri standart belirtilerle seyrederken şimdilerde daha spesifik belirtilerle gidiyor. Ne yazık ki hiçbir dr bu hastalığı tanımıyor/ayırtedemiyor.
Lenf bezi şişmesi, orşit tablosu....
Her atakta değişik belirtiler görüyoruz.
Allah sonumuz8u hayır etsin.
Dün Candaş'ın sonuçlarını değerlendiren çocuk doktoru diyor ki:
"Klinik tablosunda enfeksiyon belirtisi yok. Ama CRP-Lokosit çok yüksek olduğu için antibiyotik başlıyorum"
İyi de FMF atağı olabilir bu" diyorum.
"Olsun" diyor, öyle de olsa bu tabloya antibiyotik vermem lazım"
Allahım kimlerin elindeyiz? Bizi doğru insanlarla karşılaştır.
Allahtan sağlıkçıyım da az çok biliyorum, karar sorumluluğunu üstüme alabiliyorum zaman zaman.
Sağlıkçı olmama rağmen yaşadıklarımıza bakın. İş sağlığın ticaretini yapmak olduğunda anasını bile tanımıyor kimse.
Allah herkesin yardımcısı olsun.
.............
Bize gelince...
Ataklarını değerlendirmek ve kolşisin dozunu gözden geçirmek için bugun yarın, birara tekrar doktorumuzu ziyaret edeceğiz.
Hoşçakalın.
Yeni işyerime adaptasyon, bu arada başlayan yüksek lisans dersleri, ev işleri ve yoluna giriyor artık dediğim FMF atakları...
Cuma akşam geç saate kadar ve cumartesi günleri derslerim olduğundan neredeyse hafta sonu tatili yok şeklinde bir süreç yaşadım. Tek gün pazar gününde ne yapılır?
Temizlik?
Oğluşla ilgilenme?
Dışarı atıp kendini, biraz dolaşmak?
Ütü, çamaşır?
Atike modundayım bu aralar, sanırım uzunca bir süre de böyle geçecek.
Ya da hiçbirşey yapılmayacak...Sadece oğluşla geçen zamanlar olacak.
Derse gittiğim ilk gün iş çıkışı direk okula geçtiğim için küçük adamı 24 saatten fazla süre göremedim. Akşam saat 6 sıralarında kapıya gidip, "anne geğmedi...anne geğmedi" diye dolanmış sarı kafalı oğlum. İçim parçalandı. Cumartesi sabah kısa süre görüşüp yine ayrıldık. Pazar günü birlikteydik, zamanla alışacağız sanırım.
FMF ilacına başlayalı 1 ay kadar oldu. Bu süreci gözlemlemekle geçerken son ataktan 15 gün sonra ateşi çıktı küçük adamın. FMF atağı mı gribal bir enfeksiyon mu öyle zor ki anlamak...
Hafif burun akıntısı ve 2 gün süren ateş....Gribal birşey diye düşündüm ve kolay geçti o dönem.
2 gün önce gece yarısı yine ateşi çıktı, ateş düşürücüyle 4-5 saat düşüyor sonra tekrar çıkıyor.
Dün sabah yine ateşi vardı, ,ilaç verip işe gittim, öğlen tekrar ateşlenmiş ve eve döndüm. İlaç verdim, başka sıkıntısı olup olmadığına baktıktan sonra testislerindeki kızarıklığı farkettim. Anlam veremedim ve eve yakın olan ve daha önce tanıştığımız ve Candaş'ın dilinden anlayan doktorun olduğu hastaneye gittim. Gitmeden telefon açtım, "ateşi var oğlumun, dr getirmek istiyorum" dedim. "Dr randevuları dolu, görüşüp haber verecem" dedi telefondaki ses.
1 saat bekledim ve aramadı.
Kalktım gittim, hiçbir açıklama yok neden aramadıklarına dair. Randevularının arasında bizi de alacakmış bir ara dr. Ateşi de düştüğü için rahattık. Bekleme salonunda beklerken görevli muayene ücretini istedi. "Muayene olduktan sonra ödicem" dedim ve kapandı konu.
Tam 1 saat bekleme salonunda bekledik ve hala bize bakılmamıştı. Ben vazgeçip hastaneden çıkmaya yönelince "şimdi sizi alacak " diyen sese uyup bekleme salonuna döndüm, orada görevli bir başka kişi "beklerken muayene ücretinizi alalım" dedi tekrar.
Nasıl bir düzendir bu? Sinir oldum ve gerek yok ödememe, çünkü biz gidiyoruz dedim.
Bu arada Candaş'ın çişini de yanımda götürmüştüm. Saatlerce sürmüştü onu poşetten akıtmadan almam. Yarım saat içinde çalışılması gerekirken 2 saat çantamda dolaştı.
Döndük eve geldik.
Akşam yatma saatinde testisleri oldukça kızarık ve şişmişti. Çalıştığım hastaneye gittik. Çocuk cerrahı varmış nöbetçi baktı ve normal olduğunu söyledi. Bize şiş gelmiş. İkna olmuş olarak eve döndük. Küçük adamın ateşi hala vardı ve dr bunu dikkate almadı.
Gece 5 saatte bir ateşi çıktı. Sabah aldım adamı hastaneye götürdüm. Tüm tetkikler yapıldı. Muayene bulguları gayet iyi, hiçbir pataloji yok. Tüm tetkikler tavan yapmış. CRP aşırı yüksek, lökosit aşırı yüksek...
Testislerindeki şişlik için dopler yapıldı, çok zor geçti. Sürekli ağlayan küçük adam, "pipiii, pipiiii" inlemeleriyle geçen 1 saat kadar süreç. Dopler sonucu kanlanma artışı olması nedeniyle başka bir makinede, uzman dr eşliğinde tekrarlanması istenen dopler...Tekrar pipiiii, pipiii yankılanmaları. Sonuç normal çıktı neyse ki. Ama bu defa pipi hassasiyeti nedeniyle 6 saat boyunca içtiği 500-600 cc sıvıya rağmen 1 damla idrar yapmadı. İdrar tahlili yapılmadan ateş ve laboratuvar sonucları için yorum yapılmadı. 6 saat sonunda yaptı küçük adam çişini. Muayenelerin travma yaratmasından korktum ben de. Umarım kalıcı olmaz.
Muayenede testlerin yüksekliğini açıklayan bir bulgu olmayınca FMF takibimizi yapan doktorumuz Dr. Özgür Kasapçopur'u aradım.
FMF atakları sırasında ateşle beraber orşit tablosunun da görülebildiğini ve anlattıklarımın FMF tablosuna uyduğunu söyledi.
1 yaşıma daha girdim...
Çocuğumun hastalıklarını ben nasıl anlayacağım?
Her ateşlendiğinde nasıl anlayacağım ne olduğunu?
Grip bile olsa doktorumuzdan başka kimseye gitmeyeceğiz anlaşılan. Öyle zor ki ayırımını yapmak...
Akşam kulak altı lenf bezinde şişlik başladı. tekrar dr aradım, tonsilit değilse o da FMF atağının parçasıdır, kortizon yapalım dedi. Eve yakın hastaneye gittik, sadece tonsillaları şiş mi değil mi bi bakar mısnız dedim. Sizden tedavi-teşhis istemiyorum.
Nasıl bir cesaretsizliktir anlamadım. Günde yüzlerce hasta muayene eden dr çocuğun tonsillarının şiş olup olmadığına bakmak istemiyor. Çocuğu anlamam diyor...Zor bela ikna edip baktırıyorum, anlayamadım diyor bu defa.
KBB uzmanı baksın diyor, 3. kata gidin.
Gidiyoruz..neyse ki daha vicdani biri, hatta oldukça vicdani yaklaşıyor bize. Tonsillalartı normal diyor.
Özgür Bey'i arıyorum, boğazı şiş değilmiş diyorum. O zaman kortizon yaptırın, şu kadar miligram diyor.
Hastaneler iğne yapmak için dr reçetesi istiyor, bu çok normal.
KBB uzmanına söylüyorum. Doktorumuz bunun FMF atağı olduğunu söyledi ve kortizon yapılması lazım diyorum.
Yapamam diyor, reçetesi olması lazım.
Tamam bir reçete yazın da hemşirelere yaptırayım diyorum.
Yazamam diyor.
Ben sağlıkçıyım diyorum, yanında doktorumuzla konuşuyorum ve anında aktarıyorum teldeki bilgileri.
Buna rağmen yazmıyor reçete.
Nasıl bir korku, nasıl bir güvensizliktir bu anlamadım.
Gölgelerinden bile korkuyorlar.
Kortizon yaptıramadan dönüyoruz eve.
Akşam sekizde ateşi çıktıktan sonra verdiğim ilaçla şuana kadar iyi gidiyor şükür ki.
..............
Kortizon sözü içimi ürpertmişti aslında.
FMF atağı mı yoksa kortizon mu daha çok zararlı diyorum dr.a?
Tabii ki FMF atağı diyor.
Küçük adama günde bir tane kolşisin yetmiyor, bu aşikar artık.
Her FMF atağı vücutta amiloid birikimi yapıyor ve bir süre sonra iç organlarda tutulum yaparak yetmezliğe sebep olabilir.
Daha önceleri standart belirtilerle seyrederken şimdilerde daha spesifik belirtilerle gidiyor. Ne yazık ki hiçbir dr bu hastalığı tanımıyor/ayırtedemiyor.
Lenf bezi şişmesi, orşit tablosu....
Her atakta değişik belirtiler görüyoruz.
Allah sonumuz8u hayır etsin.
Dün Candaş'ın sonuçlarını değerlendiren çocuk doktoru diyor ki:
"Klinik tablosunda enfeksiyon belirtisi yok. Ama CRP-Lokosit çok yüksek olduğu için antibiyotik başlıyorum"
İyi de FMF atağı olabilir bu" diyorum.
"Olsun" diyor, öyle de olsa bu tabloya antibiyotik vermem lazım"
Allahım kimlerin elindeyiz? Bizi doğru insanlarla karşılaştır.
Allahtan sağlıkçıyım da az çok biliyorum, karar sorumluluğunu üstüme alabiliyorum zaman zaman.
Sağlıkçı olmama rağmen yaşadıklarımıza bakın. İş sağlığın ticaretini yapmak olduğunda anasını bile tanımıyor kimse.
Allah herkesin yardımcısı olsun.
.............
Bize gelince...
Ataklarını değerlendirmek ve kolşisin dozunu gözden geçirmek için bugun yarın, birara tekrar doktorumuzu ziyaret edeceğiz.
Hoşçakalın.

Konu: kalderavolkan
Off yine yazılarınız gelmemiş gelmeiş toplu geldi :/ Sinir oluyorum böyle olunca:((
Ben de taşınma yüzünden dolaşamadım :(
Çook büyük geçmişler olsun canım.
http://www.kalderavolkan.com
Düzenleyen candasimsin gün: 28/3/2009 saat: 00:02
Bağlantı »
Konu: gecmis coook gecmis olsun
Gulaycim,
Nelere gebe kaldiniz su son zamanlarda . Cok sikca okuyamasamda hep aklimdasin. Merak ediyorum kucuk adamini. Payina dusenden cok fazlasini gogusluyor bu kahraman yavru. Once onu kutlarim, sonra da senin azmini. Okul calismalarinda da basarilar diliyorum.
Sen saglik gorevlisiyken bu kadar doktorun dalaveralari ile ugrasiyorsun, konuya hakim olamayan disardaki binlerce anne babanin halini dusunemiyorum bile.Allah hepsinin yardimcisi olsun.
Peki bu kadar cekingen davranmalarinin ve senin kafanda daha cok soru yaratmalariin nedeni ne? Neden tedavisi olack seyi yapmakta cekiniyorlar anlayamadim.
Cok opuyorum ikinizi de.
sevgiler
candan ve otesi
******************
Sağol canım. Sorularına detaylı cevap yazacam ama daha sonra.
Öpüyorum sizi
Düzenleyen candasimsin gün: 27/3/2009 saat: 13:19
Bağlantı »
Konu: biz şikayet etmedikçe
biz tahammül gösterdikçe hep daha fazlası geliyor. Bir yerlerde birikmiş tonlar dolusu olumsuz senaryoyu, bizlere dağıtıyor Zeus galiba. Aslında o hep zar atıyor. Hep yek, hep yek. Hiç kuraya girmeden kısa çöpü çekenlerden olmak beni de çok yordu.
Kahve f. konusunu başta muhterem paşam (eşim) karşı çıktığı için konusu edilmiyordu. Sonra ise müptelası oldu. Ama biliyorsun ki, sürekli bakınca baktıran insan için eğlence, bakan için eziyet oluyor. Bir ara hallederiz onu. Şartlarım hala aynı. Hiç sesin, stresin olmadığı bir ortam, güneşli bir hava vs...
Sevgiyle kalın. Zeustan önce siz zar atın. Hileli olsa daha iyi olur. Hep şeş. İnadına şeş.
******************
Kahve f. konusuna donmene seveindim, kendi adima yani :))
Gunesli birgun temennimiz bizim de. Zar atmadan hep şeş olur gunes geldiginde.
Düzenleyen candasimsin gün: 23/3/2009 saat: 08:51
Bağlantı »
Konu: kurşun mu döktürsek
Ne oluyor ki böyle yahu? Birileri sürekli bizlerle mi oynuyor? Doktorlarda ilk defa karşılaşıyor olmalılar Ali'deki sorunlarla. Her gören başka bir şeye yoruyor. Kahve falı da bakarlar. Bir deneseler...
Yaz gelince daha da iyi olacak diye umut ediyorum. Bizde bugün geldik. Daha sonra arayıp konuşuruz. Nzkt.
*******************
Bişey var üzerimizde ama ne olduğunu biz de çözemedik.
Umarım en kötüsü bu olur.
Kahve falı fikri süpermiş :)) Teşhis olasılığı daha yüksek olurdu bu sayede.
Düzenleyen candasimsin gün: 19/3/2009 saat: 23:40
Bağlantı »