SENSİZLİK....

Beken'im;
Sensizliğin 2 yılı sarı papatyam.
Hani küçük adamın varlığının 2. yılında demiştim ya, nasıl geçti 2 yıl hiç anlamadım diye.
Az önce doğmuştu oysa ki...
Senin için yazacaklarım ise o yazımdan çok farklı olacak. Geçmek bilmeyen, acılarla kıvrandıran, göğsüme saplanmış bir hançer gibi acıtan, çıkarmaya çalıştıkça da kanırtan bir yara gibi yokluğun.
Geçmişle hesapla geçen 2 yıl.
*****************
Sarı papatyam;
Burası seninle konuşabildiğim tek yer benim için. Yazmak istiyorum buraya, seninle konuşur gibi yazmak.
Biliyorum okuyorsun bunları, konuşuyorsun benimle.
Sayacımın ziyaretçi sayısını değiştirmeden okuyorsun bunları, ruhumla görüyorum ziyaretini. Sayfanın kırmızı çiçekleri arasındasın, ilk günlerdeki gibi.
Geçen yıl sana yazdığım yazı gönlümün acısıyla doluydu. Herkes gönülden hissetti acımızı.
Her okuduğumda hıçkırıklara boğuldum, biraz önce yine öyle oldu.
Acı dolu yazmak istemiyorum aslında, ama acın hala öyle taze, öyle yakıcı ki inkar edermiş gibi görünmek de istemiyorum.
Siz doğduğunuz zamanlarda bir dostum demişti ki:
"Üzülmen gerektiğinde üzül, ağla,
Gülmen gerektiğinde de sevin, coş, keyiflen.
Duygularını yaşarken o anı yaşa, önünü-arkasını düşünme."
Çok haklıydı sözlerinde.
Küçük adamın her güzel anında nasıl coşuyorsam, senin yokluğunun acısında da yüreğimle ağlama isteğimi yaşamak istiyorum.
Tam 180 gün benim vücudumda yaşadın, 50 gün ise hastanelerde, yaşam makinesi denen o cihazda.
Eder 230 gün.
Öyle bütündüm ki seninle...
Daha 12. günündeyken işaret parmağımı sıkı sıkı tutmanı, son günlderinde öptüğüm minicik sağ elinin tadını hala hissediyorum dudaklarımda.
Sizin doğduğunuz tarihlerde 7 yaşında bir kız çocuğu annesinin elinden tutmuş yürürken sokakta, kanalizasyon kuyusuna düşüp yaşamını yitirmişti.
Nasıl yanmıştı yüreğim, ağlamıştım. Hala da ağlarım aklıma geldikçe.
Senin acından sonra hep O'nu düşünüyorum, O yavrunun annesinin acısı nasıl büyüktür diye.
Çocuklarla ilgili her üzücü olay ağlatıyor beni, heryerde ve her zaman.
Anne olmakmış bu, başkalarının acılarını da hissedebilmekmiş annelik.
Ben sizinle tanıdım anneliği, acısıyla-mutluluğuyla. Her iki duyguyu birarada yaşamayı.
***********
Dün akşam bir alışveriş merkezine gittik, küçük adam için çok güzel oyun alanı vardı. Bir sürü de çocuk.
Hepsi kızdı çocukların.
Bir tanesi vardı ki anlatamam.
Küçük adamla yaşıt, sapsarı incecik saçları tepeden toplanmış, ucundaki bukleleri dökülmüş.
İnce-zayıf kikirik bir kız çocuğu.
Baktım...baktım...baktım.
Sarılmak, öpmek istedim O'nu.
Sen gibi.
Yaşasaydın sanırım öyle bir tipin olacaktı.
Ne garip di mi?
Nasıl bir tipin olacaktı onu bile bilmiyorum.
***********************
Sarı papatyam.
Yaşananlar, geçenler öyle birşey ki,seni aramızdan ayrılmana sebep olan olaylar zinciri bir çizgi gibi kafamda.
Çizginin bir noktsasında küçücük, minicik bir kırılma var, sadece seçici bir gözün görebileceği.
Hani elini uzatsan düzeltebileceksin gibi.
Elimi uzatmaya çalışıyorum o kırılmaya, uzatamıyorum. Olmuyor, uzamıyor. Hayat denen kurguyu da yeni tanıyorum şimdi.
Önceden büyük hatalar bile bu kadar onarılmaz olmamıştı. Neden bu küçücük şeyi onaramıyorum?
Sana kan gerektiği söylendiğinde yakın diye gittiğim o özel hastanenin kan bankasına lanet ediyorum. Yakın diye getirdim o mikroplu kanı sana.
Ne tuhaf di mi?
Minicik birşey seni aramızdan ayırdı.
**********************
İşteyim papatyam bugün. yeni işyerimde. Garip garip beni inceleyen insaların karşısında şiş gözlerle oturuyorum.
İnsanın içindekini kimse bilmiyor, anlamıyor. Anlasa da bir faydası yok.
yalnız yaşıyoruz acımızı bu dünyada, herkes kendi payına yaşıyor.
**********************
Seni kaybettiğim günlerde etrafta eğlenen, kahkahalar atan insanları görünce çok şaşırıyordum.
Ben yavrumu kaybettim, dünyadaki en büyük acı diye nitelenen evlat acısını yaşıyorum.
Bu insanlar nasıl gülüp-eğlenebiliyorlar, hissetmiyorlar mı acımı diyordum.
Hani herşey bir şey öğretir ya insana.
Ben de hayatı öğrendim papatyam.
Küçükken bir şey istediğimde ağlayınca gerçelşeme olasılığı yüksekti. Çok ağlarsan, acını paylaşırsan sana yardım edebilecek insanlar olurdu.
Seninle ben bunun hep olamayacağını anladım.
Ağla, kahrol, çığlıklar at... nafile.
Sen gittin, ben ise şimdi büyüdüm.
Büyümek ölümün geri gelmemek olduğunu öğrenmekmiş.
Keşke büyümeseydim, keşke sen de yanımda olsaydın ve küçük adam-sen-ben-baban parklarda zıp zıp zıplasaydık.
Ellerimizi tüm pisliklere soksaydık, sonra da ağzımıza.
Elimizde tutmaktan erimiş çikolatayı saçlarımızın dibine kadar bulaştırsaydık.
Beraber düşseydik yolda, dizlerimiz yara olsaydı, sıyrık sıyrık, üfleseydik acısı hafiflesin diye.
Akşam evde yazsaydım yazımı ilham perim,yani sen yönlendirirdin parmaklarımı klavyenin üstünde.
Ama şimdi işyerindeyim ve ruhum darmadağın.
Şuan saat 10.30...
2 yıl önce doktorunun bizi kahreden telefonu açtığı saat.
************
Sarı papatyam...
Ne kadar zaman geçse de senin yokluğun bizim için hep aynı acıyla hissedilecek.
Senin bizimle kalmanı çok istedik. Gelecekte dönüp geçmişe bakınca çocuklarım için yapabilecekken yapmadığım birşeyin karşıma çıkmasından korkuyorum hep.
Biz bu dünyada elimizden geleni yaparız, ama herşeyi değiştiremeyiz.
Gönlüm rahat mı senin konusunda derlerse bilmiyorum bebeğim.
Gücüm bu kadarına yetti, umarım yapılabilecek herşey benim yaptıklarımdır.
Seni çok seviyoruz minik bebeğim.
Yazının başlığında sensizlik demişim ya, Aslında sensiz değiliz.
Biz hep 4 kişilik bir aileyiz, sen papatyalardan örülmüş bir taçsın evimizde.
Çok güzel ve narin.
****************
Yerin cennet olsun.


Konu: kalderavolkan
Canım, sen imtihanların en büyüğünü verdin. Ama biliyorsun ki meleğin seni bekliyor. Buradaki meleğin de orada seni bekleğin de senin iyiliğin, sevginle besleniyorlar. Büyük sabırlar diliyorum sana. Gözyaşlarımı kurutmayı becerebilirsem belki daha da yazarım :/
http://www.kalderavolkan.com
*********************************
Canım teşekkür ederim.
İyi ki varsın.
Düzenleyen candasimsin gün: 28/3/2009 saat: 00:03
Bağlantı »
Konu: sarı papatya
Gülaycım büyümek gerçekten çok zormuş.İyi ve kötü insanın yüzündeki çizgileri oluşturmaya başlayan ne varsa büyüdükçe üstümüze geliyormuş.Meleğin seni cennet bahçelerinde bekliyor...
**********************
:))))
İyi ki varsın canım, sağol.
Düzenleyen candasimsin gün: 12/3/2009 saat: 22:49
Bağlantı »
Konu: :((
İçimin kan ağlayışının yanında gölzerimden akan hiçbirşey değil yazıyı okurken anlatamam hislerimi inan.Allah(c.c) rahmet eylesin küçük meleğe sen yapabileceğini fazlasıyla yapmışsın arkadaşım elinden gelse dahada yapardın.Üzülme diyemem ama dua et ne mutlu sanaki dünyalar tatlısı meleklerin var.AEO....
****************
Tşekkür ederim zuzu 888,
Allah tüm çocuklara sağlıklı ömürler versin
Düzenleyen candasimsin gün: 12/3/2009 saat: 21:10
Bağlantı »